Translate

23 Aralık 2025 Salı

Dünya Yükü ve Hakk’a Sığınmanın Hikmeti...

Dünya Yükü ve Hakk’a Sığınmanın Hikmeti...

Dünyanın Ağırlığı Karşısında İnsan

İnsanoğlu hayat yolculuğunda öyle anlarla karşılaşır ki, dünya adeta üstüne çöker.

Geçim sıkıntısı, hastalıklar, kayıplar, adaletsizlikler… Kalp daralır, nefes sıkışır.

Bu hâli anlatan şu dizeler, insanın ruh hâlini özetlerken aynı zamanda çıkış yolunu da gösterir:

“Dünya üstüme çöker gibi dar,

Gönlümde yangın, gözümde kar.

Sabırla direndim nice diyar,

Hakk’a sığınan asla yıkılmaz yar.”

Bu dizeler bize hatırlatır:

Çözüm sabırda, tevekkülde ve en önemlisi Hakk’a sığınmadadır.

Dünya Bir İmtihan Alanıdır:

Kur’an-ı Kerîm’de defalarca vurgulandığı gibi, dünya yalnızca bir oyun ve oyalanma değildir. Asıl maksat, insanın imtihan edilmesidir. “Hanginizin daha güzel amel edeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk, 2) Dünya sıkıntıları, aslında kulun manevi terbiyesi içindir.

Bakara Sûresi’nde buyurulur: “Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle deneriz. Sabredenleri müjdele.”

(Bakara, 155) Bu demektir ki, dünya yükü ceza değil, Allah’ın kulunu olgunlaştırma vesilesidir.

Sabır: İmanın Yarısı Sabır, sadece pasif bir bekleyiş değil; imanla yoğrulmuş bir direniştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:“Sabır, imanın yarısıdır.”

(Beyhakî, Şuabü’l-İman) Sabır, kalbi diriltir, ruhu kuvvetlendirir. Çünkü sabır, Allah’ın yardımıyla birleştiğinde kulun en sağlam kalkanı hâline gelir.

Tevekkül: Yükü Hafifleten Teslimiyet

Tevekkül, çalışmayı bırakmak değildir; elinden geleni yapıp sonucu Allah’a bırakmaktır.

“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.”(Talâk, 3) İnsanı ezen şey çoğu zaman sıkıntı değil, kontrol etme isteğidir. Teslimiyetle Allah’a yönelmek, ruhu hafifletir, gönlü huzura kavuşturur.

Zikir ve Dua: Kalbin İlacı

Kalbin daraldığı anlarda zikrullah, manevi bir nefes gibidir. “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28) Zikir, dua ve Kur’an ile kalp yeniden dirilir.

Dünya ağırlaştığında, dua insana Rabbi’nin onu işittiğini hatırlatır.

Ahiretin Penceresinden Dünya Sıkıntısı

Dünya geçicidir; sabredenin mükâfatı sonsuzdur. “Kıyamet günü dünyada en çok sıkıntı çeken kimse Cennet’e bir kez daldırılır…‘Hiç sıkıntı gördün mü?’ denilir. O da ‘Hayır Rabbim, görmedim!’ der.”(Müslim, Cennet, 63) Bu hakikat, müminin yükünü hafifletir.

Yıkılmaz Kale: Hakk’a Sığınmaktır

Dünya bazen üstümüze yıkılır gibi görünse de, mümin bilir ki asıl güç Allah’tadır. Sabırla direnen, tevekkülle teslim olan, zikrullahla kalbini besleyen kişi asla yıkılmaz.

Sonuç: Hakk’a Dayanan Asla Yıkılmaz

Her gamda bir rahmet gizlidir.

Kalp sabırla, dua ile ve aşk ile yandığında karanlık aydınlığa dönüşür.

 


Sevgi ve Saygılarımla😊


16 Aralık 2025 Salı

AŞIK VE MAŞUK'UN BİRLİĞİ...

AŞIK -MAŞUK

 

Tasavvufun kalbinde iki kutup vardır:

Âşık — seven,

Maşuk — sevilen.

Birbirinden ayrı gibi görünseler de, özde tek bir hakikatin iki yüzüdürler.Âşık, ruhun Allah’a olan özlemidir.

Maşuk ise, Allah’ın güzelliğiyle, nuru ve sonsuzluğu ile kulunu kendine çağırışıdır. Bu çağrıya kulak veren gönül artık ne dünyada, ne de kendi içinde huzur bulur.Çünkü gördüğü her şeyde yalnızca maşukun yüzü belirir.

Aşk Yolculuğu: Öz’e Doğru

İlahi aşkın yolculuğunda, âşık sevdiğini ararken aslında kendi özüne doğru yürür. Maşukun güzelliği, âşığın kalbinde bir ayna gibi açılır.Ve o aynada insan, kendi hakikatini görür.

“Aşkta arayan, sonunda kendini bulur.” Perdeler kalktığında, âşık ile maşuk arasındaki ayrım yok olur,geriye yalnızca birlik kalır.

Aşkın Frekansı: Akıl Değil, Kalp

İlahi aşk; ne akla, ne egoya, ne zamana, ne de mekâna sığar. Bu aşk, bir frekans, bir hal, bir titreşimdir. Aşk zihinle yaşanmaz  kalple hissedilir. Ve kalp, hiçbir şeyin nüfuz edemediği ilahi alandır.Bu yüzden aşk, hakikate açılan kapıdır.

“Aşk, ruhun özgürlük hâlidir.”

Fenâfillah: Aşkta Yok Oluş, Hakikatte Var Oluş

Âşık, maşuka yaklaşırken her şeyden soyunur: Benliğinden, arzusundan, nefsinden…

Kalbi saflaşır, ruhu berraklaşır.Ve sonunda maşukun nurunda erir, yok olur.

Tasavvufta buna fenâfillah denir  “Allah’ta yok oluş.”Artık ne âşık vardır, ne maşuk…Yalnızca aşkın kendisi kalır. Ve o aşk, Allah’ın nurudur —iki görünen aslında bir olandır.


Son Söz: Birlik Aşkı

İlahi aşk, ayrılığı değil birliği anlatır.

Çünkü bu aşk, bir kulun Rabbine değil,

Rabb’in kuluna olan sevgisinin yansımasıdır.

“Âşık ve maşuk bir olur, aşk kalır.”

— Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

 


Sevgi ve Saygılarımla🦋🦋🦋

 

13 Aralık 2025 Cumartesi

Öğrenilmiş çaresizlik ...

Filler daha yavruyken, kalın bir zincirle bacağından bir direğe bağlanır. 

Önceleri hayvan kaçmaya çalışır ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne zinciri koparabilir ne de direği yerinden oynatabilir. 

Fil yavrusu ayağında zincirle büyür ve kaçamayacağını kabullenir

Özgürlük kavramını yitirir. 

İşte bu noktada ayağındaki zincir çözülür ve yerine konulan ince bir halatla birkaç santimetre boyunda tahtadan bir çubuğa bağlanır. 

Fil, bu koşullarda kolaylıkla kaçabilecek olmasına rağmen olduğu yerde kalır. 

Çünkü hâlâ var olduğunu sandığı zincirini asla kıramayacağına inanır. 

Fil büyüyünce ipten kurtarılır. 

Ama artık o alanın dışına çıkamayacağını öğrenmiştir.


10 Aralık 2025 Çarşamba

Özgürlüğün Resmi...

Babası İspanya`nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapishanede mahkumdu küçük kızın.


Fırsat bulduğu her hafta sonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi.

Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü ancak hapishane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı.

Bu sebeple kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı.

Çok üzülmüştü küçük kız. Babasına söyledi bunu, o da “üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?” dedi.

Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti.

Babası keyifle resme baktı ve sordu: “Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?”

Küçük kız babasına eğilerek, sessizce şöyle dedi :

“Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri…🥺🥺🥺

NEFS - KALBİN YANKISININ SIRRI?

ORMANDAKİ SESİN HİKAYESİ

 

Bir baba ve oğlu ormanda yürüyüşe çıkmış.

Güneş yaprakların arasından süzülüyor, kuş sesleri sessizliğe eşlik ediyormuş.

Bir anda çocuk bir taşa takılıp düşmüş, acıyla bağırmış:

“Ahhhh!” Dağlardan aynı ses yankılanmış: “Ahhhh!”

Çocuk şaşırmış, “Baba biri bana bağırdı!” demiş.

Sonra merakla bağırmış: “Sen kimsin?”

Yankı cevap vermiş:

“Sen kimsin?” Sinirlenmiş çocuk: “Sen bir korkaksın!” Ve dağ, aynı şekilde cevaplamış:

“Sen bir korkaksın!” Oğul kızgın, ama baba tebessüm etmiş:

“Dinle ve öğren oğlum,” demiş.

Sonra da dağa dönüp seslenmiş: “Sana hayranım!”

Ve yankı cevaplamış:

“Sana hayranım!”

Baba devam etmiş: “Sen muhteşemsin!”

Dağdan gelen ses yine aynıymış:

“Sen muhteşemsin!”

Çocuk şaşkınlıkla sormuş:

“Baba, bu nasıl oluyor?”

Baba elini oğlunun kalbine koymuş ve demiş ki: “Bu, dağın yankısı değil oğlum.

Bu, yaşamın yankısı.

Yaşam sana, senin ona ne söylediğini geri verir.

Yaşam, İç Sesimizin Aynasıdır.

Hayat, iç dünyamızda taşıdıklarımızın yankısıdır.

Ne söylüyorsak, ne hissediyorsak, neye inanıyorsak onu bize geri yansıtır.

Sevgi verirsen, sevgi bulursun.

Korku yayarsan, korkuyu çağırırsın.

Her düşünce, her duygu bir ses gibidir;

Nefs ve Kalbin Yankısı

Tasavvuf ehline göre bu hikâye, nefsin yankısı ile kalbin yankısı arasındaki farkı anlatır.

Nefisle konuşan, dünyayı nefsi gibi duyar: öfke, kibir, korku…

Kalple konuşan, dünyayı kalbi gibi duyar: şefkat, teslimiyet, sevgi…

Dağ, dış dünyadır.

Ses, insanın iç sesidir.

Yani kişi, hangi hâl ile konuşursa;yaşam da o hâlin yankısını verir.

“Kendini bil ki, dünyayı tanıyasın. Çünkü dünya senin içindedir.”

Bugünün diliyle anlatırsak;

Bilinçaltı, insanın “iç dağı” gibidir.Ne ektiysen, yankı olarak onu duyarsın.Zihninde taşıdığın inançlar, duygular, korkular hepsi bilinçaltında yankılanır ve dış dünyana yansır.

Kendini suçlayan biri, suçlulukla karşılaşır.Kendini sevmeyi öğrenen biri, sevgiyi hayatına çeker.Çünkü hayat, kalbin frekansına göre yankı verir.Yankı değişmez.Sadece senin sesin değiştiğinde, yankı da değişir.Kızgınlıkla seslenirsen, öfke duyarsın.Sevgiyle seslenirsen, huzur duyarsın.Yaşam seninle konuşmaz, seni yansıtır.

Kısaca;

Kalbini güzelleştir, çünkü kalp güzelleştiğinde yankı da güzelleşir...

 

Sevgi ve Saygılarımla...


3 Aralık 2025 Çarşamba

NEFES EĞİTİMİ ÇOCUKLARA NASIL BİR KATKI SAĞLAR?

Bir Nefesle Başlayan Hayat: Çocuklarda Doğru Nefesin Gücü...

“Hayat, ilk nefesle başlar… ama o nefesin farkına varmak, bilinçle devam eder.”

Doğru Nefes, Sağlıklı Bir Hayatın Temelidir. Bebekler doğduklarında mükemmel nefes alırlar.

Diyaframlarını tam kapasiteyle kullanır, her nefeste tüm hücrelerine yaşam enerjisi taşırlar.

Ancak çocuk büyüdükçe, korku, kaygı, stres ve çevresel baskılarla tanıştıkça nefesi de değişir.

Zamanla diyafram nefesini bırakır, yüzeysel, hızlı ve sığ nefes almaya başlar.

İşte bu noktada, nefes artık hayat vermek yerine, hayatı daraltmaya başlar.

Bu nedenle çocuklarımıza doğru nefes almayı öğretmek, onlara verebileceğimiz en değerli hediyedir.

Doğru Nefes Alan Çocuk Nasıl Değişir?

Doğru nefes, sadece akciğerleri değil, bedeni, zihni ve ruhu aynı anda besler.

Bir çocuk doğru nefesi öğrendiğinde sadece rahatlamaz — dönüşür.

Fiziksel olarak:

Diyafram kası gelişir, bağışıklık sistemi güçlenir.

Enerjisi artar, kolay kolay hastalanmaz.

Vücut postürü (duruşu) dengelenir.

Zihinsel olarak:

Beyin, yeterli oksijenle beslendiği için konsantrasyon ve hafıza gücü artar.

Okul başarısı yükselir, öğrenme hızı gelişir.

Kaygı ve dikkat dağınıklığı azalır.

Duygusal olarak:

Duygularını fark etmeyi ve dengelemeyi öğrenir.

Özgüveni güçlenir, kendini ifade etme becerisi gelişir.

Empati yeteneği artar; daha anlayışlı, daha sevgi dolu bir birey haline gelir.

Nefes, Çocuğun Ruhsal Dayanağıdır

Çocuklar duygularını henüz tam olarak ifade edemezler;

öfke, korku, kırgınlık gibi hisleri içlerinde biriktirirler.

Doğru nefes teknikleri, bu duyguların dönüşümüne aracılık eder.

Çocuk nefes almayı öğrendikçe, içsel olarak rahatlamayı, merkezinde kalmayı ve dengeyi bulmayı da öğrenir. Böylece sadece “iyi bir öğrenci” değil,aynı zamanda huzurlu, bilinçli ve özgüvenli bir insan olur. 

Neden Bu Eğitimi Çocuğunuza Aldırmalısınız yada onun için siz almalısınız? 

Çünkü çocuklarımız, geleceğin nefesidir.

Doğru nefes almayı öğrenen çocuk:

Hayata karşı güçlü bir duruş kazanır,

Kaygı ve korkularla daha sağlıklı baş eder,

Potansiyelini keşfeder,

Kalbini ve zihnini uyum içinde kullanmayı öğrenir.Bu eğitim, yalnızca bir teknik öğretmez bir farkındalık kazandırır. Ve bu farkındalık, çocuğun tüm yaşamına yayılır. 

Nefes Atölyesi ile Çocuklara Bir Armağan Verin

Melek Özen Nefes Atölyeleri,çocukların yaşam enerjilerini dengeleyen,beden-zihin-ruh bütünlüğünü destekleyen özel bir programdır.

Çocuklar, kendi nefeslerini tanımayı,duygularını yönetmeyi ve içlerindeki gücü keşfetmeyi öğrenirler. Bu eğitim, bir ömür boyu sürecek içsel denge ve özgüvenin temelini atar.

“Bir çocuğa doğru nefes almayı öğretmek, ona yaşam boyu sürecek bir huzur armağan etmektir.”

 

Sevgiyle,

26 Kasım 2025 Çarşamba

Doğru Nefes Almak...

 Neden Nefes Koçu Ne Yapar?

Birçoğumuz “Zaten nefes alıyoruz, neden nefes koçuna ihtiyaç duyayım ki?” diye düşünür.

Ama gerçek şu ki; nefes almakla nefes almayı bilmek arasında derin bir fark vardır.

Doğduğumuz anda kusursuz bir nefese sahibiz  diyafram nefesi.

Oysa iki yaşından itibaren, hayatın karmaşasıyla birlikte bu doğal ritmimizi kaybetmeye başlıyoruz. Hayata gözlerimizi açtığımızda safız. 0–6 yaş arasında ise aileden gelen kısıtlamalar, korkular, cezalar, tartışmalar ve “ayıp” kültürüyle tanışırız.Bu süreçte nefesimiz yavaşça yükselir, göğse taşınır. Okul yıllarında başlayan rekabet, kaygı, endişe ve “başarma baskısı” derken, diyafram nefesini unuturuz. Ergenlik dönemine geldiğimizde artık yalnızca üst solunumla yaşıyoruz. Farkında olmadan yaşam enerjimiz azalır.Endişeli, huzursuz, sabırsız biri haline geliriz. Bağışıklığımız zayıflar, odaklanma gücümüz düşer, depresif ruh hallerine kapılırız. Çünkü artık bedenimize yeterince yaşam enerjisi (oksijen) girmiyordur.

Nefesin Dönüştürücü Gücü

Diyafram nefesini kaybetmek, sadece fiziksel bir durum değildir.

ruhsal ve zihinsel bir kopuştur.

Doğru nefesle birlikte:

Zihin sakinleşir  

Kalp frekansı dengelenir 

Hücreler canlanır 

Yaşam enerjisi yükselir 

Ve insan kendini yeniden hayata bağlı hisseder.

Nefes, yalnızca hava değil, Allah ile olan bağımızın da kapısıdır.

Nefes Koçu Olmak: Bir Meslekten Fazlası

Bir nefes koçu, sadece doğru nefesi öğretmez; aynı zamanda insanların kendilerini yeniden hatırlamalarına vesile olur.Seyri Ebabil'in “Ruh–Beden–Zihin Bütünlüğü” programı,modern koçluk teknikleriyle tasavvufi bilinci birleştirir.

14 modülden oluşan Uluslararası Sertifikalı Nefes Koçluğu Programı, katılımcılara hem kişisel dönüşüm hem de profesyonel danışmanlık becerisi kazandırır. Bu programı tamamladığında sadece nefes almayı değil,nefesle yaşamayı öğreneceksin.Ve başkalarının da dönüşüm yolculuğuna vesile olacaksın. 

Son Söz: Nefes Hayattır

Unutma…Nefes almak yaşamak değildir.Doğru nefes almak, gerçekten yaşamaktır.

Eğer bedenini, zihnini ve ruhunu dengeye getirmek;insanlara şifa, denge ve farkındalık alanı açmak istiyorsan,bu yolculuk tamda  senin için.